MÜZİK
Müziğe henüz küçücük bir çocukken “anne gel bitti” ezgileriyle başladım. İlk kullandığım enstruman oyuncak orgdu. İlk çaldığım parça becerebildiği kadarıyla İstiklal Marşı’nın ara nağmeleriydi. Hiç bir ders almaksızın o dandik org ile yaptığım şeyleri gören ailem, beni müzik konusunda desteklemeye başladı. Suratını tam olarak hatırlayamadığım bıyıklı bir adamdan org dersleri aldım, kısa süre içinde çift el çalabilmeye başladım. Org’da yapacak şey kalmayınca abimden özenip klasik gitar dersleri almaya başladım. Batı müziği bayık geldiği için, pop gitara bir yıl sonra geçiş yaptım. Bu vakitler elektro gitarla tanıştığım ilk günlerdir. Ortaokul günlerinde ilk defa stüdyoya girdim ve oturduğum ilk tabure bateri taburesiydi. Stüdyoda bateri çalmaya çalıştım kendi kendime. Kısa süre içinde bunda da başarılı olunca, “ulan ne oluyor?” sorusunu sormaya başladım. Gel zaman git zaman bateriye iyice ısındım, eskiden elimden bırakmadığım elektro gitarımı ve çocuk aklıyla aldığı zoom efektörümü bir kenara fırlatıp bagetlerle evdeki bütün duvarları parçaladım. İlk olarak alternatif rock yapan bir grupla tanışıp onlarla çalıştım, ortaokul zamanlarına rastlamıştır. Bu grup gittikçe değişerek kendini vakitle metale verdi, bu yüzden gruptan bir arkadaşımla birlikte ayrıldım ve gerçek müziğe doğru yol aldım. Bu yıllar kendimi blues’a verdiği zamanlara denk gelir. Daha sonra Adana’da sayısız konser vereceğim “Dıngıl” grubunu kurup, blues-funk-country rock çaldım. İki yıl bu grupla unutulmaz konserler verdikten sonra, ben İstanbul’a gelince grup dağıldı. Yüzlerce barda, konserde, festivalde, partide sahne aldım. Sesime güveniyorum, enstrumanlarıma da. Davul, gitar ve bass gitar çalıyorum. Biraz da klavye çalarım bak. Ha, uda da başladım. Tıngır mıngır gidiyor. 2010 yılında bir sanatçının albümüne 4 adet şarkı (aranjman + kayıtlar) yaptım. Çok mutluyum, ramazan pidesine şokella sürüp yiyesim var. Çok yakında yeni bir müzikal proje ile karşınızda olacağım.
