Gidenlerin Ardından / Tarih: 6 Eylül 2011 / 0 yorum

Asit kokusu boğuyordu İstanbul’u. İçime çekiyordum dünyayı. Cevap bekleyen binlerce sorum vardı, ve milyonlarca nedenim sormamak için. Adımların hızlandı, “merhaba” dedin.

Asit kokusu boğuyordu İstanbul’u. İçime çekiyordum dünyayı. Cevap bekleyen binlerce sorum vardı, ve milyonlarca nedenim sormamak için. Adımların hızlandı, “merhaba” dedin. Aylardan sonra yüzünü görmek garipti. Ve bir o kadar da olağan. Sevgiliydik. Seviyorduk yani birbirimizi. Bir “merhaba” daha fırladı ağzından, öncekine cevap verdiğimden emindim ben oysa. Sahte bir şeyler vardı yüzünde. Aslında hiç olmaması gereken bir mimik: Gülümsemek. Söylemeyi unuttuğun ne kadar çok sözcük olduğunu düşündüm. “Seni seviyorum.” kelimelerini ağzından duymayalı bin ışık yılı olmuştu. Ve hala akıl sır erdiremiyordum aya gitmeye. Uzun yıllar, fiziğim, bilimim, edebiyatım… Her şeyim sen olmuştun.
Ne kadar garipti hayat. Ve ne kadar iyi biliyorduk sevmeyi, en az yıkmayı bildiğimiz kadar. Sen ve ben, ömrümüz birbirimize yeniden aşık olmak ve birbirimizi küstürmekle geçti. Sen salatadaki tavuğu severdin mesela, bana ise marul cazip gelirdi hep. Gittin. Bana aşk ve acılar kaldı, sana bıraktığım sahte gülümsemeler kadar. Şimdi bu yazdıklarım, benden çaldıklarından sonra bana kalanlar. Yanımdaydın, biliyorum. Uzatsam elimi dokunabilirdim sana. Bana mutluluk verirdi bu, sana ürperti. Yapmadım.
Uzun uzun yürüdük, tarif edemeyeceğim bir süre. Belki on dakika, belki beş saat. İnan bilmiyorum. Çok fazla düşündüm, normal bir insanın bir yılda düşüneceği kadar. Hayata baktım, gri duvarlara sonra. Gerçekten de herkes tıka basa bir başkasıyla doluydu. Sen de.
Bu gidişe bir son vermek gerekiyordu.
Karanlığa doğru bir sigara yaktım.
Ciğerim yandı.
Ama yokluğundan ağır değildi hiçbiri.
Üzen tek şey var senden kalan:
Şu beş yılda dünyanın ekseni tam on iki santim kaydı, sen bana bir santim yaklaşmadın.
Tanıdığım insanların yüzde doksanı seninle bir evliliğimiz olamayacağına inanıyordu. Ben geri kalanlara inandım. Yanıldım.
Tam da şu an yoksun işte,
Tanrı yok sayıp insanlığı, öldürdü aşkı.
Böyle bitmemeliydi.
Yak benden kalan bütün eşyaları.
Torba torba kömürle geliyorum yangınına.

Sedat Doğan
2 Mayıs 2011